top of page

MARKANIN DEVRİ

markanın devri

I. GENEL OLARAK MARKA VE HUKUKİ NİTELİĞİ


Marka; bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini, başka teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretler olarak tanımlanmakta olup, ticari hayatın en önemli gayrimaddi malvarlığı unsurlarından biridir. Markalar, yalnızca ayırt edicilik fonksiyonu ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda işletmenin itibarı, ekonomik değeri ve tüketici nezdindeki güveni bakımından önemli bir rol üstlenmektedir.


HAZIR MARKA DEVİR SÖZLEŞMESİ SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN


II. MARKANIN DEVRİ KAVRAMI


Markanın devri; marka hakkının, hak sahibinin iradesiyle, kısmen veya tamamen başka bir gerçek ya da tüzel kişiye geçirilmesini ifade eder. Başka bir deyişle; Borçlar Hukuku bağlamında icap ve kabul ile kurulan karşılıklı borç doğuran çift taraflı (sinallagmatik) sözleşmelerdir. Devir işlemi, markanın ekonomik değerinin el değiştirmesini sağlamakta olup uygulamada sıklıkla şirket birleşmeleri, devralmalar, grup içi yeniden yapılanmalar yahut tekil işlemler olarak ortaya çıkmaktadır.


Sınai Mülkiyet Kanunun 148/2 maddesi ve Türk Ticaret Kanunun 11/3 maddesi uyarınca; marka hakkı ve diğer fikri haklar işletmeden bağımsız olarak devredilebilmekte; devrin markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından yapılabileceği gibi, yalnızca bir kısmı bakımından da gerçekleştirilmesi mümkündür.


Başvurusu yapılmış ancak tescil edilmemiş marka başvurularının devri mümkündür. Buna "Başvurunun Devri" denilmektedir. Sınai Mülkiyet Kanunun 148/son maddesine göre; markanın devrine ilişkin hükümler, başvurunun devri için de uygulanır. Sonuç itibariyle; işleyiş bakımından başvurunun devri ile markanın devri arasında bir fark bulunmamaktadır. Ancak henüz tescil edilmemiş markanın devri, tescil olup olmayacağı henüz belli olmadığından risklidir.


III. MARKA DEVRİNİN HUKUKİ DAYANAĞI


Marka devrinin hukuki çerçevesi esas itibarıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 148. maddesi ve Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin (SMKY) 125. maddesinde çizilmiştir. SMK'nın 148. maddesinde marka devrinin hukuki zemini, SMKY'nin 125. maddesinde ise daha çok marka devrinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) siciline kayda ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.


SMK'nın 148. maddesine göre;

  • Marka devri yazılı şekle tabidir. Noter tarafından onaylanması gerekmedir.

  • Devir, Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) siciline tescil edilmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

  • Marka, tescilli olduğu mal ve hizmetlerin tamamı veya bir kısmı bakımından devredilebilir.


Bunun yanı sıra, marka devri sözleşmeleri bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri de uygulama alanı bulmakta; irade sakatlıkları, sözleşmenin geçerliliği ve sorumluluk rejimi bu çerçevede değerlendirilmektedir.


IV. MARKA DEVRİ SÖZLEŞMESİ VE ŞEKİL ŞARTI


Marka devri, kural olarak bir marka devir sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılması zorunlu olup, sözlü devir beyanları hukuki sonuç doğurmaz. Aynıca devir sözleşmesinin noter tarafından onaylanması gerekmektedir. Noter onayı bir geçerlilik şartı olup kurucu etkiye sahiptir.


Uygulamada marka devir sözleşmelerinde aşağıdaki hususların açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi önem arz etmektedir:

  • Tarafların açık kimlik ve adres bilgileri,

  • Devre konu markanın tescil bilgileri,

  • Devrin kapsamı (tüm sınıflar veya kısmi devir),

  • Devir bedeli ve ödeme şartları,


Bu hususların sözleşmede yer alması zorunlu olup aşağıda yer alan hususların yer alması ise taraflar arasında ileride doğacak muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önem arz etmektedir.

  • Tarafların hak ve yükümlülükleri,

  • TÜRKPATENT siciline tescil süreci,

  • Uyuşmazlık çözümüne ilişkin hükümler.


V. MARKA DEVRİNİN KAPSAMI VE HUKUKİ SONUÇLARI


Marka devri, kural olarak markaya bağlı tüm mali hakların devralana geçmesi sonucunu doğurur. Bu kapsamda devralan;

  • Markayı kullanma ve kullandırma,

  • Lisans verme,

  • Markayı yeniden devretme,

  • Marka ihlallerine karşı hukuki yollara başvurma

yetkilerini münhasıran kazanır.

Devir sonrasında devredenin, marka üzerindeki kullanım veya tasarruf yetkisi sona ermektedir. Ancak, taraflar arasında ayrıca bir lisans sözleşmesi yapılması hâlinde, devredenin markayı kullanmaya devam etmesi mümkün olabilir.


VI. KISMİ MARKA DEVRİ


SMK'nın 148 maddesinin 6. fıkrasına göre; Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir. SMKY'nin 125. maddesinin 3. fıkrasına göre; kısmi devir halinde, devredilen sınıfların açıkça devir sözleşmesinde belirtilmesi gerekmektedir.


Markanın kısmi devri halinde; devredilen sınıflar için devralan adına yeni bir tescil numarası ile yeni bir dosya oluşturulur. Devir kapsamındaki mal veya hizmetleri ya da tasarımları belirtecek nitelikte yeni tescil numarası ile yeni bir tescil belgesi düzenlenir. Marka; yeni tescil numarası ile ilk tescil tarihi de belirtilerek Sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. Yeni oluşturulan tescil belgesi hak sahibine gönderilir. Başka bir deyişle; kısmen devredilen marka adeta yeni bir marka muamelesi görür. Ancak tescil tarihi ve buna olarak yenilenme periyotlarında, marka ilk hali (devir önceki hali) esas alınarak belirlenir.


Kısmi devir yalnızca bir kısım sınıfların devredilmesi anlamına gelmektedir. Ülkesellik ilkesi gereği; markanın bir bölge ya da coğrafya için (Örneğin; Ege Bölgesi yahut Kütahya ili için devri) mümkün değildir.


Kısmi devirlerde en önemli hususlardan biri de; kısmi devrin karıştırma ihtimali yaratmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle; devredilen sınıflar ile devredilmeyen sınıflar arasında SMK'nın 6/1 maddesi gereği karıştırma ihtimali yaratacak nitelikte benzerlik bulunmaması gerekmektedir. Örneğin; 9. sınıf ile 42. sınıf, yazılım sektörü açısından gerek doktrinde gerekse uygulamada benzer marka olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle; 9 ve 42. sınıflarda tescilli olan X markasının sadece 42. sınıf yönünden devri mümkün değildir. Zira bu durum tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimali doğuracaktır.


HAZIR MARKA DEVİR SÖZLEŞMESİ SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN


VII. TÜRKPATENT SİCİLİNE TESCİL VE ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE ETKİSİ


Marka devrinin taraflar arasında geçerli olabilmesi için yazılı sözleşme ve noter onayı gerekli ve yeterli olmakla birlikte, devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için TÜRKPATENT siciline tescil edilmesi gerekmektedir. Bu tescil işlemi kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Bu nedenle, devir sözleşmesinin akdedilmesini takiben, gerekli başvuru ve belgelerle birlikte TÜRKPATENT nezdinde devir talebinde bulunulması büyük önem taşımaktadır. Sicile tescil edilmeyen devirler, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyecektir.


SMK'nın 148. maddesinin 5. fıkrasına göre; TÜRKPATENT'e başvuru, devreden veya devralan taraflardan herhangi birinin başvuru ile yapılabilmektedir. Başvurular EPATS sistemi üzeriden yapılmakta olup SMKY'nin 125. maddesinin 1. fıkrasına göre şu belgelerin Kuruma sunulması gerekmektedir;

  • Talep formu.

  • Ücretin ödendiğini gösterir bilgi.

  • Devre konu tasarım ve patent numarası ile marka tescil numarasının ve marka adının yer aldığı devir sözleşmesi.

  • Devir sözleşmesinin yabancı dilde olması halinde yeminli tercüman tarafından onaylanmış Türkçe tercümesi.


VIII. MARKA DEVRİNİN SÜRELERE ETKİSİ


Markanın devri halinde devralan; markayı kaldığı yerden kullanmaya devam eder. Markaya sağlanan koruma başvuru tarihinden itibaren 10 yıldır. Marka 10'ar yıllık periyotlarda herhangi bir sınır olmasızın yenilenebilir. Markanın yenilenmesinde başvuru tarihi esas alınır. Örneğin; 01.07.2020 tarihinde başvurusu yapılan ve ilerleyen süreçte tescil edilen marka, 01.07.2026 tarihinde devredilmesi halinde devralanın 01.07.2030 tarihinde söz konusu marka için yenileme başvurusunda bulunması gerekir. Başka bir deyişle; devralan, markayı 01.07.2026 tarihinde devraldığını, dolaysıyla 01.07.2036 tarihine kadar kullanma hakkı olduğunu iddia edemez.


Genel itibariyle hukukumuzda markanın tescille birlikte kullanım zorunluluğu olmamakla birlikte kullanılmaması halinde birtakım yaptırımlarla karşı karşıya kalınabilir. Markanın 5 yıl boyunca kullanılmaması halinde SMK'nın 26. maddesinde düzenlenen iptal davasıyla karşı karşı karşıya kalınması söz konusu olabileceği gibi başka bir markanın yayımına itiraz edilmesi yahut SMK'nın 6/1 maddesi gerekçe gösterilerek hükümsüzlük davası açılması halinde karşı tarafın SMK'nın 19. maddesi kapsamında "kullanım ispatı" talep etmesi halinde itiraza veya davaya konu markanın başvuru tarihinden itibaren geriye dönük olarak 5 yıl boyunca ciddi bir biçimde kullanıldığının ispat edilememesi itirazın veya davanın aleyhe sonuçlanmasına sebep olabilmektedir. Bu bağlamda örneğin; 01.07.2022 tarihinde tescil edilen ve hiç kullanılmayan markanın 01.07.2026 devredilmesi halinde, devralana karşı 01.07.2027 tarihinde kullanmama sebebiyle iptal başvurusu yapılması halinde, devralan markayı devralalı 1 yıl olduğunu dolayısıyla devraldığı markayı kullanmak için önünde 4 yılı olduğunu iddia edemez.


IX. MARKANIN DEVRİNİN MARKA ÜZERİNDEKİ HAK VE KISITLAMALARA ETKİSİ


Marka üzerindeki hak mutlak haktır. Bu itibarla marka devredilebilir, lisans sözleşmesine konu olabilir, haczedilebilir, rehnedilebilir, miras yoluyla intikal edilebilir. Devreden, marka üzerinde hangi haklara sahipse veya hangi kısıtlamalara tabiyse, markayı da bu hak veya kısıtlamalarla birlikte devralana devreder. Artık devralan, bu devirle birlikte ilgili haklara sahip olur, ilgili kısıtlamala tabi olur. Örneğin; devre konu marka lehine bir lisans sözleşmesi imzalanmışsa, devralan kişi, devirle birlikte lisans sözleşmesinden elde edilen gelirin sahibi olur. Aynı şekilde marka üzerinde haciz işlemi uygulanmışsa, devralan, bu haciz işleminde sorumlu olur ve devraldığı markanın cebren satışıyla karşı karşıya kalabilir.


X. MARKANIN KORUNMASI VE İHLALİ AÇISINDAN MARKANIN DEVRİ


Markanın devri işleminin "marka devir sözleşmesi" ve "noter onayı" ile yapıldığını, bu hukuki işlemlerin kurucu etkiye sahip olduğunu, devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için TÜRKPATENT'e başvuru yapılıp sicile tescil edilmesi gerektiğini, bu işlemin ise açıklayıcı etkiye sahip olduğunu yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah etmiştik.


Markanın devri ile birlikte; marka üzerindeki tüm hak ve yükümlülükler devralana geçmektedir. Devre konu markanın ihlali halinde devralanın hukuki yollara başvurabilmesi için devir işleminin tescil ve ilan edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde devre konu marka veya o markanın kullanımı başka bir markadan doğan hakları ihlala ediyorsa, devre konu marka TÜRKPATENT tarafından henüz tescil ve ilan edilmemişse ihlale uğrayan kişi, devralana değil devredene karşı ilgili hukuki yollara başvurması gerekmektedir. Örneğin; X markasının devri amacıyla 01.03.2026 tarihinde marka devir sözleşmesi imzalanmış ancak TÜRKPATENT'e tescil için 01.04.2026 tarihinde başvuru yapılmıştır. 15.03.2026 tarihinde X markasının kopyalanması suretiyle sosyal medya hesabı açılması ve işletilmesi yahut kötüleme yoluyla haksız rekabet eylemi gerçekleştirilmesi halinde bu durumdan haberdar olan devralan, 16.03.2026 tarihinde taraf ehliyeti olmadığından herhangi bir hukuki yola başvurması mümkün değildir.


Markanın devri gerçekleştikten ve TÜRKPATENT tarafından tescil ve ilan edildikten sonra devredenin, söz konusu markaya dayanarak hükümsüzlük ve YİDK iptal davası açması mümkün değildir. Ancak marka devredilmiş olsa bile devir öncesi döneme ilişkin üçüncü kişiler tarafından markaya tecavüz söz konusu ise devralan; devir öncesi döneme ilişkin olarak devir sonrası olsa bile tecavüzün tespiti ve tazminat davası açabilir.


XI. MARKANIN DEVRİNDE ÖN ALIM HAKKI


Marka; ekonomik değeri olan, üzerinde tasarruf edilebilen bağımsız bir gayrimaddi malvarlığı değeridir. Tıpkı diğer taşınır ve taşınmaz malvarlığı değerleri gibi birden fazla maliki olabilir. Birden fazla maliki olan bir markanın maliklerinden birinin, markadaki payını ortak olmayan üçüncü bir kişiye satması halinde diğer ortak/ortakların ön alım hakkı bulunmaktadır. Yapılan satışın devreden veya devralana bildirilmesinden itibaren 3 ay ve her halde 2 yıl geçmekle ön alım hakkı düşer. Ön alım hakkını kullanmak isteyen paydaş, devralana herhangi bir şekil şartı olmaksızın başvurur ve payını satmasını isteyebilir. Tarafların anlaşamaması halinde paydaş, devralana karşı ön alım davası açabilir.


XII. MARKANIN İŞLETME İLE BİRLİKTE DEVRİ


Ticari işletmelerde "bütünlük ilkesini" düzenleyen Türk Ticaret Kanununun (TTK) 11. maddesinin 3. fıkrasına göre; "Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir."


Buna göre; taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, işletmenin devredilmesiyle birlikte marka hakkı da devredilir. Ancak bu durumun aksi taraflarca kararlaştırılabilir. Marka hakkı, işletmenin devri kapsamı dışında tutulabilir. SMK'nın 148/2 maddesinde; "Birinci fıkrada belirtilen hukuki işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir." denilmek suretiyle bu imkana işaret edilmiştir.


Şirketlerin birleşmesi yahut bölünmesi yoluyla da markanın devri mümkündür. Markanın; işletmenin tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devri, şirketlerin birleşmesi yahut bölünmesi yoluyla devrinde artık TTK hükümleri uygulanır. Başka bir deyişle; markanın belirtilen şekillerde devri halinde, SMK ve SMKY'de düzenlenen "marka devir sözleşmesi" ve "noter onayı" hükümleri uygulama alanı bulamaz. Bu durumlarda TTK'nın ilgili hükümleri uygulanır. SMKY'nin 125. maddesinin 4. fıkrasına göre; "Ticaret şirketlerindeki birleşme, bölünme gibi yapısal değişiklik işlemleri ile ayni sermaye konulması veya ticari işletmelerin devralınması sonucunda hak sahibinde meydana gelecek değişiklik işlemlerinin Sicile kaydedilmesi için aşağıda sayılan belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunulması gerekir:

a) Talep formu.

b) Talep konusu işlemin yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi bilgisi veya belgesi veyahut yetkili mercilerce onaylanmış belge ile bu belgenin yabancı dilde olması halinde yeminli tercüman tarafından onaylanmış Türkçe tercümesi.

c) Ücretin ödendiğini gösterir bilgi."

belgelerinin sunulması gerekmektedir. Bu hükümde şirketlerin birleşmesi, bölünmesi, işletmenin devri halinde Kuruma sunulması gereken evraklar düzenlenmekle birlikte hükmün mefhumu muhalifden "marka devir sözleşmesi" ve "noter onayı" gerekmediği anlaşılmaktadır.


IX. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME


Marka devri, ticari hayatın dinamikleri içerisinde sıklıkla başvurulan ve yüksek ekonomik değere sahip bir işlemdir. Ancak bu işlemin, mevzuata uygun şekilde ve teknik bir hukuki altyapı ile gerçekleştirilmemesi hâlinde, telafisi güç hukuki sonuçlar doğması kaçınılmazdır. Bu nedenle marka devri sürecinin; doğru hazırlanmış bir marka devir sözleşmesi, eksiksiz sicil işlemleri ve profesyonel hukuki destek eşliğinde yürütülmesi, hem hak kayıplarının önlenmesi hem de işlemin güvenliğinin sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır.


HAZIR MARKA DEVİR SÖZLEŞMESİ SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN


Av. Ahmet Kanyılmaz



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page